23.11.2017

Neredeyse gene dayak yiyorduk Yusuf’tan... Ama bir mucize oldu ve belki de ilk kez kendini tutarak, homurdan?p gitmeyi tercih etti...
Oysa bu defa çok haz?rl?kl?yd?k... Berkay gözlüklerini ç?kart?p güvenli bir yere koymu?, Tarcan yo?unla?arak kar?n kaslar?n? sertle?tirmi?ti... Sibel kafas?n? kollar?n?n aras?na alm??, Orkun’sa önünü elleriyle kapatarak en hassas yerini gizlemi?ti... K?sacas? her birimiz kendimizce önlemimizi al?p darbeleri beklemeye ba?lam??ken Yusuf bir iki k?sa küfürle yetinerek gitti...
Dayaktan kurtulman?n ?a?k?nl??? yerini sevince b?rak?rken Erol dedi ki, “Dostlar... Ne zaman ki dayak yemeye haz?rl?kl? olabildi?imiz gibi kar?? koymaya da haz?rl?kl? oldu?umuz an, hem vücutlar?m?z hem de onurlar?m?z bu Yusuf belas?ndan kurtulacakt?r...”
Yakup, “Zaman zaman, sinemaya aktar?lmam?z gereken birer klinik vaka oldu?umuzu dü?ünüyorum... Ancak bundan bir komedi mi ç?kar yoksa dram m?, kestiremiyorum” dedi...
”Bütünüyle anlams?z ve marazi bir ili?ki bu... Ben bile inanmakta güçlük çekiyorum... Kendini devrimci zanneden, modas? geçmi? bir popülist magandadan dayak yiyen gerçek ilericiler... Yoo, bunu kabullenemiyorum...”
Yusuf’tan dayak yemeden kurtulmu? olmam?z?n sevinci, yerini a??r bir dü?ünce ve sorgulama ortam?na b?rakm??t?...
Tacettin, Yusuf’a kar?? daha ?l?ml?yd? ve do?rusu bunu garip kar??lad?k... “Asl?nda pek dayak da say?lmaz”.. dedi... “Enselere inen bi iki ?aplak... Kar?n bo?lu?una birkaç yumu?ak darbe... Ac?tmay? dü?ünmeden kaba etlere dokunan hafif üç be? tekme...”
Deh?etle bakakald?k... Sibel çok sinirlendi, “E, pes yani Tacettin... Seni duyan da, adam?n bizi sevgiyle p??p??lay?p, gaz?m?z? ç?kard???n? dü?ünecek... Popona inen hafif üç be? tekmeyi sindirip, insan olman?n onuru ile örtü?türebiliyorsan sana laf?m yok!..”
Tacettin ?srar?n? sürdürdü... “Bak?n, asla, dayak yiyenin bu daya?? hakedip hak etmedi?i konusunu tart??maya niyetim yok... Dayak, insanl???n en büyük ay?plar?ndan biri, kabul ediyorum... Ama Yusuf da bize yapt??? ele?tirilerde bütünüyle haks?z say?lmaz... Örne?in az önce bize k?z?p gitmesinin nedeni!”
“Üretime katk?da bulunmak...” diye m?r?ldand? Berkay...
“Evet” dedi Tacettin... “Daha do?rusu üretime katk?da bulunmamak.. ?u ana kadar hangimiz gerçek anlamda çal??may? dü?ündük ve sürekli bir i? yapabildik ki... Somut bir ?ey üretip, bunu ben yaratt?m demenin gururunu hangimiz ya?ad?k ki... Somut bir ?ey üretip, bunu ben yaratt?m demenin gururunu hangimiz ya?ad?k ki... Bence Yusuf’a k?zaca??m?za, oturup kendimizle hesapla?al?m ve e?er ba?arabilirsek birlikte bir i? kural?m...”
?? kurmak... Gerçekten kula?a ho? gelmi?ti... Tacettin biliçsizce ayn? cümleyi iki kere ardarda söylemi?ti ama fazla kurcalamadan biz de onun heyecan?na ortak olduk... Duygusal ve dü?ünsel anlamdaki birlikteli?imizi, ekonomik kazan?ma dönü?türmek için sermaye piyasas?nda bir ortakl??a ta??mak...
Sermaye piyasas? kavram? önce bizi biraz korkuttu ama sonra bunun, ba?kalar?n?n anlad??? gibi yamyaml?k yapmak ve sömürü düzeninin bir parças? haline gelmek olmad???nda anla?t?k...
Elimizden gelen en iyi hizmeti sa?lamak ve bunun kar??l???nda sa?lanan kazan?mlar? hakça bölü?mek... Ve tabii ki as?l amaç, çal??mak!..
“Bar açal?m!” dedi ?ermin... Do?rusunu söylemek gerekirse bar açmak, hepimizin akl?na gelen ilk ?eydi ama ortaya kek gibi at?lan sadece ?ermin olmu?tu...
Ben dedim ki, “Biraz daha de?i?ik ve yarat?c? dü?ünelim... Bu ülkede pompal? tüfekten sonra en fazla olan ?ey bar...”
Orkun beni destekledi, “Üstelik isim bulmakta da çok zorlan?r?z... Sözlükte sonu bar’la biten ne kadar kelime varsa hepsi tüketildi... Geçen gün bir ara sokakta Ambar bile gördüm...”
Nahide, “Çiçekçi açal?m” dedi duygusal kimli?ini ele verircesine...
Sekiz ortakl? bir çiçekçi dükkan? ha!.. Kendisini incitmemeye çal??arak gizlice s?r?tt?k...
Ve öneriler önerileri kovalad?... Reklam ajans?, özel hastane, alüminyum do?rama i?i, antikac?l?k, resim galerisi, emlakç?, TV senaryosu yaz?m ekibi, muhallebicilik ve hatta hukuk bürosu açmak bile önerildi...
“Arkada?lar saçmalamayal?m!..” dedi Tarcan... “Aram?zda bir tane avukat yok... Hukuk bürosu da neyin nesi... Benim bir önerim olacak... Day?m?n oldukça i?lek bir yerde büyük bir arsas? var... Oray? kiralay?p Lunapark haline getirebiliriz...”
Lunapark!..
Çocuksu bir ???lt? gelip oturdu herkesin gözbebe?ine... ?yi fikir gülümsemeleriyle k?vr?ld? dudak kenarlar? ve neden olmas?n pembelikleri yerle?ti yanaklara...
“Ama bizim lunapark?m?z farkl? olmal?...” diye ekledi Tarcan... “dünya görü?ümüzü ve hayata bak???m?z? yans?tmal?, birikimlerimiz ve ideallerimize ko?ut olmal?...”
Sibel, “ve çok özel... Özel bir mü?teri kitlesine seslenmeli...” diye ekledi...

**************

Ça?da? ve entellektüel bir kalabal?k mutlulukla dola??yordu lunapark?m?z?n içinde... Biz asla buran?n sahibi oldu?umuzu vurgulamadan kalabal??a kar??m?? gururla geziyor, mü?terilerin tepkilerini gözlemliyorduk...
Lunapark?m?zdaki her oyuncak, ya?am?n farkl? bir alan?n? simgeliyor, klasik anlamlar?ndan çok daha farkl? birer i?lev ta??yorlard?... Örne?in, s?radan bir Lunapark’?n çarp??an arabalar?, bizde “tart??an arabalar” biçimine dönü?mü?tü... Her araba de?i?ik bir felsefik dü?ünce sistemini bar?nd?r?yordu... Arabalardan birinin üzerinde “Nihilizm” di?erinde “Egzistansiyalizm”, bir ba?kas?nda “Marksizm” yaz?yordu... Mü?teriler kendi dünya görü?lerine uygun arabalara biniyor ve buralardan birbirleriyle tart???yorlard?...
Çok keyifliydi gerçekten... “Konformizm” arabas?ndaki iki mü?teri, “Revizyonizm” arabas?ndaki genç bir bayanla k?yas?ya tart??maya girmi?ler, Edouard Bernstein ile Karl Koutoky’nin ö?retilerini sorguluyorlard?...
Tart??an arabalarda gecenin tek tats?z olay?, “Fatalizm” arabas?na ayn? anda binmeye çal??an iki mü?terinin kavga etmesi olmu?tu... Mü?terilerden sakall? olan?, di?erinin determinist oldu?unu ve sadece arabaya binebilmek için fatalist gibi davrand???n? söyleyerek elindeki kumpiri onun surat?na yap??t?rm??t?... Neyse ki olay fazla büyümeden, Tarcan müdahale etmi? ve surat?ndan kumpir parçalar?n? temizledi?i adam?, ku?ku tüneline binmeye ikna etmi?ti...
S?radan bir lunapark?n, basit ve anlams?z korku tüneli, bizim lunapark?m?zda dünyay? ve ya?am? daha bir sarmalay?p, bilinç ve sorumluluklar? an?msatan rahats?z edici bir “ku?ku tüneline” dönü?mü?tü...
Ku?ku tünelinden ç?kan her mü?teri, kendisini sa?l?kl? bir depresyonun kuca??nda buluyordu... Sa?l?kl?yd? çünkü, içerde gördü?ü ?eyler, onlar? pesimizmden kurtar?p eyleme geçmeye yönlendiriyordu...
Ku?ku tünelinden ç?k?p dü?ündüren aynalara do?ru yürüyen iki mü?terinin konu?mas?na kulak kabartt?m... “Korkunçtu dostum...” dedi biri di?erine... “Gerçekten çok etkilendim... Araba karanl?k koridorda ilerlerken her kö?eden lanetli bir sorun, her oyuktan cehennemi bir global problem dikiliyordu kar??ma... Hoyratça harcanan do?al alanlar ve y?rt?lan faunalar... ürkütücü bir silahlanma politikas?, nükleer denemeler... Paçavraya dönen insan haklar? ve genç bedenlere reva görülen i?kenceler... Gerçekten korkunçtu... Ku?ku tünelinden ç?kt???mda, çocu?umun gelece?i için ilk kez bu kadar ku?kuya kap?ld?m ve gerçek anlamda bir?eyler yapman?n gereklili?ini duyumsad?m...”
Klasik lunaparklar?n sadece güldürmeye yönelik aynalar?n?n, ya?am? gerekti?i kadar kar??lamad???n? ve salt ironinin, insanlara dü?ünsel olarak bir ?ey kazand?rmad???n? dü?ünüp lunapark?m?zdaki aynalara, “dü?ündüren aynalar” ad?n? vermi?tik...
Mü?terileri, kendilerini dayan?lmazca deforme eden aynalar kar??s?nda gülümsetmek kadar dü?ündürmeye de yönlendiriyorduk... Gerçeklerin hemen yan?ba??nda yer alan ve gitgide etki alan?n? geni?leten sanal dünyan?n fark?nda olmaya ça??r?yorduk onlar?... Aynada gördükleri hangi yüz gerçek, hangisi sanal ve aldat?c?yd??.. Kendimiz gibi olmak yerine ?irin ama sahte maskeler takmakla kimi kand?r?yorduk... ??te onlarca sanal ve komik imgeden sonra geldikleri son ayna onlar? balyozla vurulmu?ças?na ay?lt?yor, gülümsemelerini dondurarak gerçe?in çelik gibi keskin ve so?uk taraf?yla yüzle?tiriyordu... Son ayna, düz ve gerçek bir aynayd?... Mü?teriler onda kendi gerçek suratlar?n? görerek ay?l?yorlar ve öyle ç?k?yorlard? dünyaya...
Ve dönmedolap... Lunapark?m?z?n belki de en rahatlat?c? oyunca??... Mü?terilerin bindikleri kabinler s?ras?yla en yukar?da birkaç dakika as?l bekletiliyor ve dünyaya farkl? bir gözle bakmalar? isteniyordu... Tepeden ve her?eye birkaç ölçek küçülmü? olarak...
Tüm dostlar da bunu s?ras?yla denemi?tik... Ayaklar?m?z topra?a basarken büyük ve önemli görünen ki?isel sorunlar, tepeden bak?ld???nda anlamlar?n? ve önemlerini yitiriyorlar nesnelerle birlikte meseleler de küçülüyordu... Her ak?am en az on, on be? mü?teri dönme dolaptan indiklerinde kendi sorunlar?n?n evrende göze çarpmayacak hatta bir kütle bile olu?turmayacak kadar küçük oldu?unun ay?rd?na vararak mutlulukla evlerine dönüyorlard?...
Küçük bir tats?zl?k da atl?kar?nca’da ya?and?... Bir mü?teri, onbe?, yirmi kez döndükten sonra ya?am?n anlams?z oldu?u kan?s?na kap?lm?? ve pani?e kap?larak ba??rmaya ba?lam??t?... “Anlams???z!.. Her?ey anlams???z!.. Oldu?umuz yerde dönüp duruyoruuuz!.. Ç?k?? yoooook!.. Ula?maya çal??t???m?z her ?ey ayn? yere ç?k?yooor!.. Kendimizi a?mak için giri?ti?imiz her çaba, k?vrand???m?z her devinim bizi ayn? yere at?yooooor!.. Abbareoooooy!..”
Bu son, “abareoy” nidas? biraz anlams?z kaçsa da mü?teri gerçekten ciddi bir panik atak ya??yordu... Asl?nda atl?kar?nca’dan istedi?imiz de buydu zaten... Ya?amda ayn? yerde dönüp durdu?umuzun ne kadar fark?nda oldu?umuzu test etmek...
Mü?terilerin bundan gerekli ç?kar?mlar? ve çözümleri de bulmas? gerekiyordu... Nahide ko?tu, atl?kar?ncaya bindi ve adam? sakinle?tirmeye çal??t?... Ancak pek yarar? olmad? ve üstelik bir taraftan da dönüp durduklar? için mü?terinin midesi buland? ve Nahide arkada??n üzerine kustu... Bize de birbirinden ?iddetli iki panik atakla ba?etmek dü?tü...
Lunapark?m?zla gurur duyuyorduk... ?çindeki her?eyle... Sibel feminist bir bak?? aç?s?yla, ?spanyol K?z?’n?n eteklerine sadece ezilmi? ve tacize u?ram?? kad?nlar?n binmesini sa?lad?... Bir tür kad?n s???nma evi gibi...
Zavall? kad?nlar, dalgalan?p dönerken biraz da olsa b?y?kl? ?iddetin etkisinden kurtulmaya çal???yorlard?... Sonra ördeklere at?lan halkalar... Her ördek ya?amda kaçan bir f?rsat? simgeliyor, mü?teriler halka atarak simgesel de olsa yakalad?klar? her f?rsatta içsel,mistik bir tat al?yorlard?...
?iddet kar??t? yumruk aletimiz... S?radan lunaparklar?n aksine kaba kuvvet gösterisi de?il, insanc?ll???n denendi?i bir oyun haline gelmi?ti... En güçlü de?il, en hafif yumru?u vuran kazan?yordu... Ve lunapark?m?z?n bu kö?esinde, “p?t, p?k...” sesleri kar???yordu entellektüel ve sevecen gürültüye...

*******************

Çok güzel hayaller ve gerçekle?ece?ine inand???m?z tasar?lard?... Ama Yusuf gelince hepsi y?k?ld?... Heyecanla ona bahsetti?imizde, “Hassi.tirin ?avalaklar!..” dedi ve, “?lle i? kurmak istiyorsan?z, tavuk çiftli?i kural?m... Büzü?ünüz yiyorsa hemen ba?lar?z...”
Ba?ba?a kald???m?zda tavuk çiftli?i i?ini tart??mak hiçbirimizin içinden gelmedi... Sadece Nahide “büzük ne demek?” diye sordu... Bilmedi?imizi söyledik ve ba?kas?na sormamas? için de onu s?k? s?k? tembihledik...