21.11.2017

BU HAFTANIN CEVAP ARAYAN SORULARI


Çevremizde olup biten her ?eyi ve her dü?ünceyi ya kabullenmek ya da reddetmek gibi bir al??kanl???m?z var. Al??kanl?k diyorum, çünkü ço?umuzun ne ailesinde ne de okudu?u okullarda derin dü?ünmek, sorgulamak, yorumlamak ve kendi do?rumuzu bulmak yolunda bir ö?reti verilmiyor bize. Bir ?eye sadece kar?? ç?k?yoruz veya ondan yana oluyoruz. 'Arkada??ma kat?l?yorum' laf?n? pek çok duyup pek çok da kullanm???zd?r. Yahu bi dur... 'Arkada??m kendini damdan a??a?? at?yor ben de at?yorum' diyor muyuz hiç? Kat?lmak ya da kat?lmamak konusunda önce bir dü?ünüp, kendi ölçülerimiz içinde analiz yapmak ve ?öyle bir evirip çevirdikten sonra kendi tavr?m?z? belirlemek gerekmez mi?
Evet, derin bakamayan kitlelerce 'hindi gibi dü?ünen ve üretmeyen bir entel' damgas? yeme riski olsa da kimli?imizi bulmak ve kendine ait bir felsefe edinmek ad?na bu davran??? geli?tirmek zorunday?z.
Ben bir süredir bunu yapmaya ba?lad?m ve sanki hayat? yeniden ke?fetmeye çal??arak büyüyen bir çocuk gibi hissediyorum kendimi. Ho? bir ?ey... Bu konu hakk?nda iki hafta önce yazd???m ilk yaz?dan bu yana yeni sorular olu?tu kafamda. Günah keçisi mesela... Niye günah keçisi? Günah ine?i veya günah kargas? de?il de günah keçisi. Bir kimseyi günah keçisi ilan etmek kolay da neden günah ve keçi ba?lant?s? kurulmu? onu aç?klamak zor... Bu konu uzar, yeni örneklere geçelim. Hepimiz oynad?k ve belki bu devrin çocuklar? da oynuyorlard?r. Ne? Ya? satar?m bal satar?m, ustam öldü ben satar?m. Çok masum gibi görünen bu oyunun asl?nda gelecek ku?aklara çok tehlikeli makyavelist miraslar b?rakan ve kapitalizmin özellikle pompalad??? ac?mas?z kodlar içeren bir beyin y?kama yöntemi olmad???n? kim söyleyebilir? Ya? ve bal satan ç?rak, ustas? ölünce mallar? hemen kendisi satmaya ba?l?yor. Ne bir üzüntü, ne duygu ne de taziye mesaj?. Ç?ra??n tek derdi rahmetli ustas?n?n mal?na konmak ve onlar? satarak kendi gemisini kurtarmak. ?nsani de?erlerimizin giderek körelmesine ?a?mamak laz?m. Bir ba?kas?... Minik çocuklar?m?za parmaklar?m?z? açarak 'Buraya bir ku? konmu?, bu tutmu?, bu yolmu?, bu pi?irmi? bu yemi?, bu da okuldan gelmi?, hani bana hani bana demi?' oyununu hangimiz yapmad?k ki?.. Bak?n, kendi elimizle bir canavar yarat?yoruz belki de. Be? tane parmak düzenli olarak hep ayn? ?eyi yap?yorlar. Birisi hep tutuyor, birisi hep yiyor, bir tane zavall? da hep okuldan gelip hani bana diyor. E nerde adalet duygusu? Nerde e?it payla??m?n onurlu de?eri? Bu minik oyunla büyüyen çocuk, o devaml? yiyen parma?a öykünmez ve onun gibi olmak istemez mi? Herkes benim için çal??s?n ve sadece ben yiyeyim anlay??? iliklerine i?lerse yeni nesillerden ne bekleyebiliriz ki? O zaman derhal eski al??kanl???m?z? b?rak?p, bu oyunu parmak de?i?tirerek oynamal?y?z. Pekiii, sevimli bir folklorik gelenek olarak gördü?ümüz Mara? dondurmac?lar?n? sorgulad?k m? hiç? Yerimiz kalmad? ama en az?ndan ?unu dü?ünelim. Mara? dondurmac?s? beylerin, külah? bir türlü elimize vermeyerek binbir çe?it aldatmacayla bizi maymun etmesi, ezik ve paranoyak bir ku?a??n yeti?mesine neden olmu? mudur? Ve ellerindeki demirle yanlar?ndaki metal çana vurmalar?ndan dolay? ne kadar kulak hasar? ve öd patlama olay? ya?anm??t?r? Soruyorum. Daha do?rusu sorguluyorum...